Pazar sabahları çok güzel olur. O kadar güzeldir ki, insanın yataktan çıkası gelmez. Zar zor evin ahalisi uyanır ve kahvaltı hazırlanır. Eee en sonunda sizin de yarı uyanık halde dönüp durduğunuz o güzelim yatakta pazar keyfini yarıda bırakıp ayağa kalkmanız gerekiyor. Ve kalktınız ailenizle uzun  bir kahvaltı yaptınız. O güzelim Pazar gününün yarısını bitirmiş oldunuz. Vakit öğleni buldu. Daha ne yapacaksınız AVM'lerde mi takılacaksınız? O basık ruhsuz mekanlarda! Yoksa korulara, parklara, sahillere mi akacaksınız? Benim tercihim sahiller, deniz kenarları olurdu. Ama maalesef bu tercihi uygulayamıyorum. Çünkü bende o güzelim Pazar gününde sabahları yola koyulup işe gidenlerdenim. Evet itiraf ediyorum. Şuan yatağında dönüp dolaşan, aylaklık edenleri kıskanıyorum. Ancak yapacak bir şey yok. Ama bir yandan da böyle daha iyi. En azından Pazartesi sendromu yaşamıyorum. Siz vaktin nasıl geçtiğini anlamadan Pazar günü bitince, "Yine mi Pazartesi geldi" diyeceksiniz. Ama ben bu cümleyi kurmayalı tam 3 ay oldu. Çok güzel değil mi?
Hani televizyonda kanalları hızlıca geçersiniz ya. Hani çocukluğunuz gelir aklınıza ve bir çizgi film kanalında durursunuz. Ve o anda Garfield vardır. Garfield'ın ağzından şu cümle çıkar: "Geceleri daha rahat uyumak için gündüzleri dinleniyorum."
Benimkisi de o hesap işte: "Pazartesi sendromu yaşamamak için Pazar günü çalışıyorum."