31 Ekim 2017 Ekim 31, 2017

Bir Kadın Seni Seviyorsa / Doğuş Sinan Coşkun

Kuştur kadın,
Ve bir gökyüzü vardır her kadının.
Öyle bir havan olmalı ki adamım,
Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
Bunu bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…





25 Ekim 2017 Ekim 25, 2017

Kötü Tavşan Türkiye’yi de etkisi altına aldı

Antivirüs yazılım kuruluşu ESET, Ukrayna’da başkent Kiev’deki metroyu, Odesa kentindeki havalimanı ile Rusya’da çeşitli kuruluşları etkileyen yeni bir siber saldırıyı tespit etti. Saldırganların “Bad Rabbit – Kötü Tavşan“ adını verdiği saldırı dalgası sonucu pek çok bilgisayardaki veri, fidye talebi ile şifrelendi. Türkiye; Rusya, Ukrayna ve Bulgaristan’dan sonra saldırıya en çok maruz kalan 4’üncü ülke oldu.



ESET’in “Diskcoder.D“ olarak etiketlediği zararlı yazılım, daha önce de küresel saldırıda bulunan Petya zararlısının bir versiyonu olarak görünüyor. Saldırganların “Bad Rabbit – Kötü Tavşan“ adını kullarak yaydığı zararlı yazılım, dağıtım metodu olarak bazı web sitelerine enjekte edilmiş bir JavaScript kodunu kullanıyor. Bu kod sayesinde kullanıcıdan sitenin içeriğini görüntüleyebilmesi için Flash Player indirmesi veya güncellemesi isteniyor. Kullanıcı ilgili alanı tıkladığında, zararlı indirilmiş oluyor ve bilgisayar kilitlenerek veriler şifreleniyor. Sonrasında ekranda “Bad Rabbit“ uyarısı çıkıyor ve 300 dolar değerinde bitcoin talep ediliyor.

Saldırıdan en ağır Rusya ve Ukrayna etkilendi
Ukrayna’da toplu taşıma organizasyonları ve hükümete ait bazı kuruluşlar bu siber saldırı ile karşılaştı. Kiev Metrosu ve Odesa Havalimanı etkilendi. Rusya’da da çeşitli haber ajansları, gazeteler ve çeşitli şirketler etkilenmiş durumda. Bulgaristan ve Türkiye de yoğun etkilenmiş görünen ülkeler arasında.

Türkiye 4’üncü sırada
ESET’in telemetri sistemi Diskcoder.D zararlısının yayılışını şöyle gösteriyor:
  • Rusya: %65
  • Ukrayna: %12.2
  • Bulgaristan: %10.2
  • Türkiye: %6.4
  • Japonya: %3.8
  • Diğer ülkeler: %2.4
Türkiye’deki yayılmanın bazı popüler sinema ve gezi siteleri üzerinden gerçekleştiği görülüyor. ESET uzmanları, güncel olmayan işletim sistemi yazılımları ve yine güncel olmayan güvenlik yazılımları nedeniyle Türkiye’de bulaşmanın yoğunlaştığını aktarıyor. Lisanslı ve güncel sürüm kullanan ESET kullanıcıları bu tehdide karşı korunuyor.

20 Ekim 2017 Ekim 20, 2017

Balkanlar’ın Bilgesi Aliya


Avrupa’nın soykırım uygulayarak yok etmek istediği “Bağımsız” Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı merhum Aliya İzzetbegoviç, vefatının 14. yılında rahmetle yâd ediliyor.

Balkanlar’da Müslüman Boşnakları, başta vahşi Sırplar olmak üzere Haçlı Avrupa’ya karşı bir “devlet” sahibi yapan Aliya, ilim adamlığı ve liderliğiyle ümmete örnek oldu.

1925 yılında Bosna Hersek ’te doğan Aliyaİzetbegoviç, hayatı boyunca ülkedeki Müslümanların hakları için mücadele etti, yazılar ve kitaplar yazdı. Bosna’daki katliamda halkına liderlik eden ve “bağımsız” Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı olan Aliya, sağlık sorunları nedeniyle 2000 yılında görevinden ayrıldıktan sonra 2003 yılında yaşamını yitirdi. 8 Ağustos 1925’te Bosna Hersek’in kuzeyindeki BosanskiSamac şehrinde dünyaya geldi.
Mustafa ve Hiba çiftinin beş çocuğundan biri olan Aliya, üç yaşındayken ailesiyle Saraybosna’ya taşınarak, eğitimine burada başladı. İkinci Dünya Savaşı yılları Bosna Hersek’e büyük acılar getirmişti. Hırvatistan ’daki Ustaşa rejimi, Bosna Hersek’i ilhak edip Bağımsız Hırvatistan Devleti’ni (NDH) kurdu. Ülkedeki Müslümanlar resmen Hırvat kabul edildi. Sırp Çetnik hareketinin etkin olduğu bölgelerde Müslümanlar üzerinde katliamlar yapılıyordu. Hedef, Sırp olmayan unsurları ülkeden temizlemekti.

Eski Yugoslavya Krallığı’nın dağılmasından önce Aliya, ana hedefi dini ve milli bilinçlendirme adına çalışmak olan “Genç Müslümanlar” isimli teşkilatın kurucu meclisine katıldı. Teşkilat, Sırp Çetnik ve Hırvat Ustaşa zulmünden Müslümanların korunması ve Doğu Bosna’da yıkılan ev ve camilerin yeniden inşası için çalışıyordu. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti de Müslüman Boşnaklar zulüm etmeye devam etti. Aliya’nın da aralarında bulunduğu “Genç Müslümanlar” teşkilatının bazı üyeleri, din bilincinin uyandırılması faaliyetlerinde bulundukları gerekçesiyle 1946 yılında tutuklandı. Saraybosna’da askerlik görevini icra ettiği sırada tutuklanan Aliya, Askeri Mahkeme tarafından 3 yıl hapse mahkum edildi.


MÜSLÜMAN HAKLARI İÇİN CİHAD ETTİ

JosipBrozTito liderliğindeki Yugoslavya’da da Müslümanların hakları için mücadele etmeye devam eden Aliya, Bosna Hersek İslâm Birliğinin yayın organı “Preporod” gazetesinin yanı sıra “Takvim” ve “Glasnik” gibi bültenlerde de yazılar yazıyor, camilerdeki sohbetlere katılıyordu. Aliya yazılarını, çocukları Leyla, Sabina ve Bakir’in baş harflerinden oluşan “LSB” takma adıyla yayınlıyordu. İslâm dünyası ile yakından ilgilenen Aliya, 1960’lı yıllarda “İslam Deklarasyonu” isimli kitabını yazmaya başladı. Kitap, 1970 yılında yayınlandı. 1980 yılında JosipBrozTito’nun ölmesiyle Yugoslavya’da milliyetçilik yeniden sahneye çıkmaya başladı. O yıllarda Ceza Kanunu’na “ifade suçu” eklendi.

Aliya, kaleme aldığı “Doğu ve Batı Arasında İslam” isimli kitabı yayınlanmadan hemen önce, 1983 yılında beraberindeki 12 Müslüman aydınla birlikte tutuklandı. Aliya’nın mahkumiyet kararı, “İslâm Deklarasyonu” kitabındaki ifadelerine dayandırıldı. Aliya, 14 yıl hapse mahkum edildi. 1988 yılında af ile serbest kalan Aliyaİzetbegoviç, 1990 yılında, bugün de ülkedeki Boşnakların en büyük partisi konumundaki Demokratik Eylem Partisinin (SDA) kurulduğu oturumda, partinin genel başkanı seçildi. İlk çok partili seçimde SDA, Bosna Hersek’te en çok oyu aldı ve Aliyaİzetbegoviç, Yugoslavya içindeki Bosna Hersek Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkanı oldu.

TOPLU KATLİAM, TECAVÜZ, SOYKIRIM…

Yeterli silahı olmayan Boşnak halkına karşı eşi görülmemiş suçlar işlendi. Sırp güçler, sivillere karşı büyük katliamlar gerçekleştirdi, insanlar evlerinden sürüldü, kadınlara tecavüz edildi, tarihi miras yok edildi, ülke genelinde toplama kampları kuruldu. Bosna Hersek’teki durum, Hırvat Savunma Konseyi (HVO) saldırıları başladıktan sonra daha da kötüleşti. 1995 yılının Temmuz ayında, sözde BM koruması altında olan Srebrenica’da terörist Sırp komutan RatkoMladic komutasındaki güçlerin şehre girmesinin ardından 8 binden fazla Boşnak erkeğinşehit edildi bir soykırım gerçekleşti.

Ülkesini savunduğu ve müzakere masasında çözüm aradığı zamanlarda bile Aliya, barışçıl ve kin barındırmayan politikasından ödün vermedi.

200 bine yakın insanın şehit olduğu, bir milyondan fazla insanın evini terk ettiği, soykırım ve katliamların gerçekleştiği savaş, 1995 yılında imzalanan Dayton Anlaşması ile sona erdi. Aliya, söz konusu barış anlaşmasına ilişkin, “Bu adil bir barış değil, ancak savaşın sürmesinden daha iyidir” ifadelerini kullanmıştı.

tDayton, ülkeye barışın yanı sıra karmaşık bir devlet yapısı da getirdi. Ülke, iki entite (Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti) ile Brçko Özerk Bölgesi’ne ayrıldı. Bosna Hersek Federasyonu da kendi içinde 10 kantona bölündü. Savaşın ardından yapılan ilk seçimde, Aliya “bağımsız” Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı ve daha sonra Devlet Başkanlığı Konseyinin ilk başkanı seçildi.

Halkına uluslararası arenada tanınan, bağımsız ve egemen bir devlet bırakan Aliya, 19 Ekim 2003 tarihinde saat 14.25’te Saraybosna’da vefat etti.

SIRP ŞİDDETİ ARTTI

Yugoslav Halk Ordusu (JNA) 1991 yılında Slovenya’da çatışmaları provoke ederken, kısa bir süre sonra Hırvatistan’da da çatışmalar başladı. JNA kuvvetleri, 1991 yılının ekim ayında, Bosna Hersek’in Ravno ve Popovo köylerini yerle bir etti. Aynı ay içinde Bosna Hersek’te de bağımsızlık konusu gündeme geldi. Meclisteki tartışmalar sırasında Sırp siyasetçi RadovanKaradzic, Müslümanların yok olacağını savunuyordu.

Bosna Hersek’te 29 Şubat-1 Mart 1992 tarihlerinde bağımsızlık referandumu yapıldı. Referanduma katılanların yüzde 99’undan fazlası “bağımsız” Bosna Hersek’in için “evet” dedi. Referandumun ardından JNA ve Sırp paramiliter grupların farklı şehirlerde saldırıları başladı. 6 Nisan 1992’de ise başkent Saraybosna’da 3,5 yıl sürecek kuşatma ve katliamlar başladı. Bu zor günlerde Aliya, tüm Bosna Hersek vatandaşlarını “uluslararası alanda tanınan” Bosna Hersek’e karşı yapılan Sırp saldırılarına karşı koymaya davet ediyordu. Boşnaklar, Aliya’nın önderliğinde çetin bir mücadele veriyordu.
KAYNAK: MİLLİ  GAZETE

16 Ekim 2017 Ekim 16, 2017

Sessiz Kullar

Biz Allah'ın sessiz kulları, eşref-i mahlukat olan siz âdemoğullarının ise bu dünyada ki hizmetçisi, arkadaşı ve yoldaşıyız. Her gün Allah (cc) 'ın adını anar, onun birliğine defalarca şahit olduğumuzu dile getiririz. Ancak, ademoğulları yani siz bizi duymaz, duyamazsınız . Bizi öylesine öter, anırır veya havlar sanırsınız. Bazen bize hoşt, kışt diyerek kovalarsınız. Halbuki tek isteğimiz sizden sevgi ve merhamettir. Tabi ki her canlı gibi karnımızın az da olsa doymasıdır. Bizleri elbette sizin için değerli olan kağıt parçası ile yani para ile satın almaktasınız. Ancak bizlerin eşya değil canlı olduğumuzu unutmamalısınız...

15 Ekim 2017 Ekim 15, 2017

Rüzgâr

Bir rüzgar gibi estim bu gece,
Odana girdim gizlice.
Ne güzel uyuyordun öyle be!
Kıyamadım öpmeye bile
Yanına sokuldum sinsice
Kokunu çektim içime
Bir an korktum yine
Uyanacaksın diye
Bütün gece odanda estim durdum
Beni sevmedin ya
Acımdan kahroldum
Ne yerim vardı ne yurdum
Hem ilktin hem sondun.
Sabah güneşi doğdu üzerine
Işığı değdi tenine
Seni uyandıracak diye
Kafa tuttum güneşe bile
Senin haberin yoktu
Bu ne ilk ne de sondu
Üzmesin kimse seni diye
Savaştım bütün kötülüklerle
Bir rüzgar gibi estim bu gece
Sırf sen mutlu ol diye
Dua ettim Rabbime

Mutlu Pazarlar :)



Pazar sabahları çok güzel olur. O kadar güzeldir ki, insanın yataktan çıkası gelmez. Zar zor evin ahalisi uyanır ve kahvaltı hazırlanır. Eee en sonunda sizin de yarı uyanık halde dönüp durduğunuz o güzelim yatakta pazar keyfini yarıda bırakıp ayağa kalkmanız gerekiyor. Ve kalktınız ailenizle uzun  bir kahvaltı yaptınız. O güzelim Pazar gününün yarısını bitirmiş oldunuz. Vakit öğleni buldu. Daha ne yapacaksınız AVM'lerde mi takılacaksınız? O basık ruhsuz mekanlarda! Yoksa korulara, parklara, sahillere mi akacaksınız? Benim tercihim sahiller, deniz kenarları olurdu. Ama maalesef bu tercihi uygulayamıyorum. Çünkü bende o güzelim Pazar gününde sabahları yola koyulup işe gidenlerdenim. Evet itiraf ediyorum. Şuan yatağında dönüp dolaşan, aylaklık edenleri kıskanıyorum. Ancak yapacak bir şey yok. Ama bir yandan da böyle daha iyi. En azından Pazartesi sendromu yaşamıyorum. Siz vaktin nasıl geçtiğini anlamadan Pazar günü bitince, "Yine mi Pazartesi geldi" diyeceksiniz. Ama ben bu cümleyi kurmayalı tam 3 ay oldu. Çok güzel değil mi?
Hani televizyonda kanalları hızlıca geçersiniz ya. Hani çocukluğunuz gelir aklınıza ve bir çizgi film kanalında durursunuz. Ve o anda Garfield vardır. Garfield'ın ağzından şu cümle çıkar: "Geceleri daha rahat uyumak için gündüzleri dinleniyorum."
Benimkisi de o hesap işte: "Pazartesi sendromu yaşamamak için Pazar günü çalışıyorum."

14 Ekim 2017 Ekim 14, 2017

Gece

Sana bir şarkı yazdım bu gece,
Ellerimle dizdim hece hece
Ne yaptımsa unutamadım kalbimde
İlk ve son ol istedim bu gönülde
Sevmek istedim seni ve sarılmak
Ellerimde uyutmak seni
Ve gözlerinde boğulmak istedim
Sevmek istedim seni korkusuzca
Yağmurlu bir günde ıslanmak istedim
Onları değil bir tek seni sevdim.
Mutlu olmak istedim seninle bu gece.

Nine

Yüreğim yerinden çıkacak gibi sanki,
Yoksa sen mi geldin ey sevgili.
Kim bilir ne kadar oldu seni görmeyeli,
Bu tutuğun el kimin eli?
Seven oldu mu söyle, seni benim gibi,
Çünkü ben sevilmedim senin sevdiğin gibi.
Kimse tutmadı ellerimden senin tuttuğun gibi
Kimse bakmadı da gözlerime senin baktığın gibi
Ve hiç kimse güldürmedi beni
Taklidiyle yaşlı bir ninenin...

Helin son yolculuğuna uğurlandı

İstanbul Pendik'te okul çıkışında Mustafa Yetgin tarafından öldürülen lise öğrencisi 17 yaşındaki Helin Palandöken'in cenazesi son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze törenine katılan Helin'in arkadaşları dehşet dolu cinayeti anlattı. Öte yandan Helin'in katili Mustafa Yetgin de tutuklanarak cezaevine gönderildi. 



HELİNE 3 KURŞUN SIKTI
Helin’in arkadaşları olayı anlattı. Olaya şahit olan bir arkadaşı, “Arabadan indi. ‘Selam gençler’ diye bağırdı. Helin’e 3 kurşun sıktı. İki sefer de Cemil’e sıktı. Havaya ateş açtı, Deniz’e denk geldi” diyerek olayı anlattı. Bir arkadaşı ise, “Okula ve dershanesine çiçek yolluyormuş. Helin peşini bırakmasını istiyormuş” dedi. Helin’in cenazesi 5 yıl önce trafik kazasında hayatını kaybeden annesi Saadet Palandöken’in mezarının yanına defnedildi.


13 Ekim 2017 Ekim 13, 2017

İBB'ye 6 metro hattı için dış borçlanma yetkisi

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, ihalesi yapılan ve inşaatına başlanan 6 metro hattının finansmanı için 925 milyon avro borçlanma kararı aldı.



İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi, ihalesi gerçekleştirilen ve inşaatlarına başlanan 6 metro hattının finansmanı için belediyeye, 925 milyon avro (3 milyar 968 milyon 25 bin Türk lirası) borçlanma yetkisi verdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Saraçhane'deki binasında yapılan Meclis toplantısında alınan karara göre, 12 milyar 859 milyon 636 bin 112 liraya ihale edilen 6 metro inşaatı için dış borçlanmaya gidilecek.
CHP'lilerin ret oyuna karşın oy çokluğuyla geçen karara göre, Kaynarca-Pendik-Tuzla metro hattı için 120, Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattı için 170, Ümraniye-Ataşehir-Göztepe metro hattı için 175, Kirazlı-Halkalı metro hattı için 170, Başakşehir-Kayaşehir metro hattı için 70 ve Mahmutbey-Bahçeşehir metro hattı için 220 milyon olmak üzere toplamda 925 milyon avro dış finans bulunacak.

"İBB'nin borcu 16 milyar liraya ulaşacak"

Metro hatlarının inşaatı için gereken paranın bulunması için alınan karar, tartışmalara yol açtı.
CHP'li Meclis Üyesi Tarık Balyalı, Büyükşehir Belediyesi'nin yüklü bir borcun altına sokulduğunu savundu. Balyalı, 2017 yılı için Meclis'ten 4 milyar 600 milyon borçlanma yetkisi alındığını ve bu rakamın 2 milyar 811 milyon lirasının dış borçlanma için olduğunu söyledi.
6 metro hattının finansmanı için Meclis'ten geçirilen 925 milyon avroyla birlikte belediyeye verilen borçlanma yetkisinin 7 milyar liraya yaklaştığını, dolayısıyla 2017 yılı için öngörülen borçlanma miktarının aşıldığını savunan Balyalı, "Meclis'te kabul edilen dış borçlanma yetkisiyle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi hukuka aykırı davranmıştır. Borçlanma yetkisi aşılmıştır. Bu şartlarda 2017 yılı sonunda belediyenin borcu 16 milyar liraya ulaşacak." dedi.
Metro hatları için 13 milyar liranın kullanılacağını, yapılacak yeni borçlanmalarla Büyükşehir Belediyesi'nin mali yükünün çok ağırlaşacağını ileri süren Balyalı, "Belediyenin gelir bütçesi yaklaşık 14 milyar liradır. 2019 sonunda neredeyse gelirimizin 2 katı borcumuz olacak. Biz meseleyi hem Meclis'in yetkisi olmaması açısından hem de finans kaynaklarının yanlış kullanılması açısından değerlendiriyoruz. Bu kadar büyük projeler sadece borç alarak gerçekleştirilemez. Büyükşehir Belediyesi kaynaklarını daha verimli kullanarak, daha az borç alarak bu projeleri sonuçlandırmalıdır." diye konuştu.
KAYNAK: ANADOLU AJANSI

BLOĞUMDA EMOJİLİ TEPKİ DÖNEMİ BAŞLADI :)

Merhaba arkadaşlar artık içerikleri kolaylıkla yorumlamanız için bloğuma emoji widgeti eklemeyi başardım. Açıkçası Onedio'da gördükten sonra neden bloğum da olmasın dedim. Çok araştırdım ve başardım. Sizlerden mümkün olduğunca içeriklere iyi ya da kötü emojiyle tepki vermenizi rica ediyorum. Ama özellikle iyi olursa çooook sevinirim :)

12 Ekim 2017 Ekim 12, 2017

Köpekleri acımadan silahla vurdular!


Gaziantep'in İslahiye ilçesinde yol ortasında silahla vurulmuş iki köpek bulundu. Köpeklerden biri olay yerinde diğeri ise bir gün sonra telef oldu. Telef olan ikinci köpeğin hamile olduğu ortaya çıktı.



İslahiye Hatay Bulvarı’nda 2 köpek tabanca ile vurulmuş halde bulundu. Kanlar içerisindeki köpeklere, hayvanseverlerin girişimi ile olay yerine gelen Veteriner Yusuf Yıldızgil müdahale etti.

Olay yerine gelen polis ekipleri tarafından da tabanca ile vurulduğu tespit edilen köpeklerden biri olay yerinde telef oldu. Telef olan hayvan, olay yerindeki hayvanseverler ve vatandaşlar tarafından boş bir alana gömüldü.

YARALI KÖPEĞİ KURTARMAYA ÇALIŞTILAR

Yaralı köpeğin ise hamile olduğu belirlenirken, hayvanın yaşaması için olay yerindeki vatandaşlar ve görevliler büyük çaba sarf etti. Kan kaybı yaşayan köpeğin üşümemesi için üzeri örtülürken, köpek ilk müdahalesinin ardından Gaziantep’e gönderildi.
Gaziantep Canlı Hayatı İyileştirme Derneği (CAHİDE) Yönetim Kurulu Üyesi Cemal Güneş Tosun, hayvanlara yapılan işkence ve öldürülmelerinin önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, “Söylenecek çok şey yok. Bu bir vahşet, resmen vahşet. Ya zehirlenerek ya da silahla vurularak hayvan öldürülüyor, Ya da hayvanlara çeşitli işkenceler yapılıyor. Artık bu köpek ölümlerinden bıktık. Bunların da canı var. Nedir bu hayvanların suçu” diye konuştu.
CAHİDE yetkilileri tarafından tedavi amacıyla Gaziantep’e götürülen hamile köpeğin de telef olduğu belirtildi.

İHA

İşte üniversiteye giriş sisteminin yeni adı: Yükseköğretim Kurumları Sınavı



YÖK Başkanı Profesör Yekta Saraç milyonlarca insanın merakla beklediği üniversiteye giriş sınavlarında yapılacak köklü değişiklikleri açıklıyor.

ÜNİVERSİTEYE GİRİŞTE YENİ SINAV SİSTEMİNİN ADI

2018-2019'da sınavın yeni adı Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı'dır. İlk oturumda temel yeterlilik esas alınacaktır.

SINAV TARİHİ VE SORU SAYISI

Sınavlar Haziran ayında bir hafta sonunda 2 oturumda yapılacak, soru sayısı 80 olacaktır. Türkçe ve Matematik sabah oturumunda yapılacak.

Temel yeterlilik testi puanını en az 150 olması gereklidir. Temel yeterlilik puanı 180 ve üzerinde olan ise lisans bölümlerine yerleşebilecektir. 200 ve üzeri olan puanlar, adaylar istedikleri taktirde bir sonraki yıl da geçerli olacak. Tüm adayların birinci oturuma girmesi zorunlu. İlk oturumda sayısal-sözel beceri ölçülecek.

İKİNCİ OTURUMDA 4 TEST

İkinci oturumda 4 test yer alacak sorular müfredata dayalı olacaktır. Oturumların süresi geçmiş yıllardaki uygulamalar ve adaylarımızın sınav stresi yaşamamaları hususu göz önüne alınarak belirlenecektir.

İKİNCİ OTURUM SINAV GÜNLERİ

Öğleden sonraki ikinci oturumda ise adayların önceki yıllarda takip edilen usule uygun olarak lise müfredatına dahil yine bilgisi esas alınacaktır. Yükseköğretim Kurumları Sınavı, dil sınavı hariç haziran ayının bir hafta sonu cumartesi günü yapılacak, iki oturumlu bir sınavla gerçekleştirilecektir. Yabancı dil sınavı ise aynı hafta sonu pazar günü tek oturumda gerçekleştirilecektir.

ÖZEL YETENEKLER İÇİN BARAJ PUANI AYNI KALDI

Belli programlar için getirilen başarı sıralaması şartına aynen devam edilecektir. Özel yetenekle öğrenci alan programlarda geçen sene olduğu gibi baraj puanı aynı tutulmuştur.

PUAN TÜRLERİ VE OTURUM SAYISI DÜŞÜRÜLDÜ

Sınav puan türleri 18'den 5'e indirilmiştir. Sınav beş hafta sonundan bir hafta sonuna çekilmiş, altı oturumdan üç oturuma indirilmiştir.

'YALIN, SADE, KOLAY ANLAŞILABİLİR, KOLAY YÖNETİLEBİLİR'

Özetle yeni sistemimiz daha yalın sade kolay anlaşılabilir ve kolay yönetilebilirdir. Türk yükseköğretimi için çok önemli bir eşiği atlıyoruz. Bu, Temel yeterlilik puanının oluşturulması ve temel yeterlilik sınavının oluşturulmasıdır.

SINAV TARİHİ BELLİ OLDU MU?

Bu giriş sisteminin usul ve esaslarının belirlenmesi YÖK’e has. Ama ÖSYM’nin de bir sınav takvimi var. ÖSYM başkanı ile bu hususu müzakere edeceğiz.

SINAV SÜRELERİ DEĞİŞTİ Mİ?

Stres yaşamamaları için gereken sürenin tespiti hususunda hem eğitim bilimcilerden hem de psikologlardan görüş alıyoruz. Birinci oturum çok daha kısa bir müddet olacak.

Toplamda bütününde soru başına düşen dakika hesaplarına baktığımızda bu 2006-2009 yılları arasında bir dakika idi. Daha sonra 1,5-1,7 arasında süre veriliyordu. Önceliğimiz adaylarımızın rahat ve huzur içinde bu sınavı yapacak süreye sahip olmaları.

YENİ SINAV SİSTEMİ NE ZAMAN UYGULANACAK?

Bu yıl ilk sınavda uygulanacak bu sistem. Hiç vakit kaybetmeden bu sene uygulamaya başlıyoruz.

KAYNAK: MİLLİ GAZETE

11 Ekim 2017 Ekim 11, 2017

AY'I KAYBEDEN ÇOCUK

Ay, gökyüzünden her gece bize gülen yüz. Ne kadar güzel gülüyor değil mi? Her şekli ayrı bir güzel. Hilal, yarım ay ve dolunay... Ay o kadar etkilemiş ki insanları tarih boyunca çocuklarımızın isimleri bile 'Ay' ile başlar olmuş. Şimdi burada bir çok isim sayabilirim size ancak konumuz o değil. Asıl konu aşk! Hem de ne ilk aşk! Hatırlıyor musunuz ilk aşkınızı? İlk okulda mı, yoksa ortaokulda mı? Benim hatırladığım kadarıyla ilk okuldu. Tabi aşk denilebilirse... Aşk demiyelim bence. Çocukluğun güzelliğe karşı  vermiş olduğu o duygulara aşk denilemezdi. Belki pek çoğunuz itiraz edeceksiniz. Haklılık payınız var elbette. Ama aşk, bir insanın kalbinden vurulması değil midir? Beni çocukluğumda vuramamıştı kalbimden aşk... Hatta lise de de vuramadı. Bir ara çok yakınından geçti ama nasip değilmiş işte... Beni kalbimden kim mi vurdu? Orada bir durun işte! Söylemek isterim ama daha çok erken. Yalnız şunu söyleyebilirim. Ay gibi yüzü olan. Ay ışığı gibi gözleri parlayan yani kısaca Ay’a benzeyen biri... Belki de o yüzden kaybetmiştim  Ay'ı, şehrin o karanlık gecelerinde. Tam bir ay gökyüzünde o bu şehirde yok diye tam bir ay, Ay'a hasret kalmıştım. Bazen insan Ay'a o kadar hasret kalıyor ki, Astronot olup Ay'a çıkası geliyor. Siz siz olun kıymet bilin kaybetmeden Ay'ınızı...
Not: Lütfen  Ayı ile Ay'ı karşıtırmayalım!

i-lived – Ben Yaşadım (2015)





Merhaba bu benim ilk yazım ve size aylar önce rastgele izlediğim bir filmi tavsiye etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi hızla gelişen teknoloji ile akıllanan telefonlarımız, bir çok uygulama ile hayatımıza yön veriyor. Peki hayatta başarılı olmanız ve daha iyi bir hayata kavuşmanız için, yani para, şöhret, aşk için size tavsiye veren bir uygulama olsa nasıl olurdu?
Ben yaşadım (i-lived) filmi işte bize böyle bir uygulamanın hayatımıza olan etkilerini aktarıyor.
Filmden bahsedecek olursam, internet’te telefon uygulamaları tanıtımı yaparak hayatını zar zor geçiren J-Tech, bir gün tanıtım yapmak için telefonuna i-lived uygulamasını indirmesi tüm hayatını değişmesine neden oluyor. Şöhret, para ve sevgili kazanan J-Tech uygulamanın kölesi olunca her ne kadar vazgeçmek istese de bu pekte mümkün olmayacak gibi görünüyor. İzleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler dilerim.


Gün Batımı

Gün batıyor, gönlüme
Kanatıyor ruhumu
Kıpkızıl ateşiyle
Sevdiğim, bakıyor yüzüme,
Sözleri deşiyor kalbimi
Islak gözleri yaş dolu
Yüreği elem, keder dolu
Gitme demek bu kadar zor mu?
Giden gidiyor, ardına bakmadan
Seven seviyor, yürekte enkaza bakmadan
Telaş içinde gelecek günler gelmiyor.
Ömrüm sanki burada bitiyor
Gel desem gelmiyor
Sev desem sevmiyor
Bit desem bitmiyor
Gözlerim doluyor yaş ile
Ömrüm geçiyor telaş ile
                 Abdulbaki Sancak

Dursaydı Zaman

Bir gün daha geldi
Bir gün daha geçiyor ömrümde
Ah kalsaydım, çocukluğumun 
En güzel gününde…
Ya da dursaydı zaman
Yanağımdan öptüğünde…

                   Abdulbaki Sancak

Beklemeyi bilmektir AŞK!

Karanlıkta olsa yollar,
Unutma o yolu aydınlatan,
Bir lamba var.
O lamba ki,
Sevene yoldaş, arkadaş oldu.
O lamba ki,
Sevilenin yolunda bekçi oldu.
O lamba ki,
Bekleyişin sembolü oldu.

Beklemeyi bilmektir aşk,
Bir direk misali
Asla gelmeyecek birini...

                   Abdulbaki Sancak

Duam

En güzel duygudur, ilahi makamda duanın kabul oluşu,
Tam buldum derken yâri, elinden gidip kayboluşu,
Ya verirsin kendini harama veyahut namaza,
O namaz ki göz yaşları olmuştur sel,
Sarılırsın yokluğuna yârin, gel dersin sadece gel,
Yine yâr ol, yara olma dersin.
Sonra yalvarırsın Yüce Allah'a,
O dersin her beni andığında,
Sızlat dersin şu yüreği,
Sızlat ki, bileyim onun da,
Hâla beni sevdiğini,
O günden sonra sızlar yürek ara sıra,
O gelir akla, dersin “Ah bir arasa”
Sesini duysam dersin
O ses seni seviyorum demese de
İyi olduğunu bilmek istersin
Gönül sızlar, ağlar, yanar,
Aşkından, ama o yine gelmez
Yine sevmez.
Üstüne üstük bir de mutlu olmayı beceremez.
Bu gönül gel dese, sev dese de
Dilim söylemez.
Yürek sızlar, ağlar ve yanar…
Aşkından ama o yine gelmez…
                   Abdulbaki Sancak

9 Ekim 2017 Ekim 09, 2017

Hayaller Kerkük, gerçekler İdlib


MURAT YETKİN
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan daha bir hafta önce “Bir gece ansızın gelebiliriz” derken de, MHP lideri Devlet Bahçeli 5 bin ülkücü gönüllüyle sefere destek sözü verirken hedefte Irak’taki Kürt bağımsızlık oylaması ve Kerkük vardı. Bir hafta sonra, 6 Eylül’ü 7’ye bağlayan gece bir baktık İdlib operasyonu başladı. Bir baktık, Beşar Esad’a karşı kurulan Özgür Suriye Ordusu, Esad’ın şehrini El Kaide ve IŞİD’den kurtarmak için Türk ordusu desteğinde savaşıyor, Hem de Rus işbirliğiyle.

Neler mi oluyor? Kerkük derken İdlib nereden mi çıktı? Başka sorularınız da mı var? O halde buyurun, beraber bakalım.

Hatırlıyor musunuz? Dışişleri Bakanlığı bundan iki ay kadar önce, 30 Temmuz’da ABD Başkanı Donald Trump’ın IŞİD ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’e sert bir tepki vermişti.

Çünkü McGurk bir gün önce Washington’daki Orta Doğu Enstitüsünde Ankara’nın tüylerini diken diken eden şu sözleri sarf etmişti:

- “Türkiye’nin burnunun dibindeki İdlib El Kaidecilerin 11 Eylül saldırılarından bu yana en büyük yuvası haline gelmiştir. (…) Bunu Türklerle konuşacağız.”

McGurk’ün bu sözlerinin altında öncelikle 23 Temmuz’da (bizde Hatay ile Kilis arasına düşen Afrin bölgesindeki en önemli şehir olan İdlib’in El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir ül-Şam isimli terör örgütünün eline geçmiş olması yatıyordu. Türkiye Afrin’deki PKK varlığından tedirgin iken ve AK Parti’ye yakın medya kuruluşları her an Afrin’e askeri operasyon beklentisi yükseltirken, ABD ters köşeden El Kaide vuruşu yapmıştı.

McGurk’ün başka iddiaları da vardı. Sanki dünyanın silahını Suriye’ye sokup üstelik PKK’nın Suriye kolu YPG’nin de içinde olduğu gruplara teslim eden kendisi değilmiş gibi, on binlerce silahın Suriye’ye sokulmasına göz yummakla suçluyordu Türkiye’yi.

Dışişleri Bakanlığı Mc Gurk’ten derhal sözlerini geri alması, düzeltmesini istedi.

McGurk sözlerini düzeltmedi bu güne dek, ama Türkiye Idlib’teki El Kaide’ye karşı, son iki yıl içinde Suriye’deki ikinci askeri Yazının Devamı İçin

8 Ekim 2017 Ekim 08, 2017

Bahçeli: 84’ü söyleseydik herhalde bunlar çılgına dönecekti

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin Ankara'da düzenlediği Kerkük mitinginde konuştu. 


İşte Bahçeli’nin sözlerinden satır başları:
En az 5 bin ülkücü Kerkük için hazır bekliyoruz. Milliyetçi ülkücü hareket ölüm karşısında sınırsız imtihandan geçmiştir.

5 bin ülkücü demişsek karar verilmiş, söz bir kez ağızdan çıkmıştır.
Dediğimiz yapar yaptığımızı da dosta düşmana delilleriyle gösteririz.

Boş konuşmuyoruz, kuru sıkı atmıyoruz.

Çürük zihniyet diyor ki, “Kerkük’ü alalım diyen Diyarbakır’ı verirmiş.”o

82 Kerkük, 83 Musul dedik. 84’ü söyleseydik herhalde bunlar çılgına dönecekti.

İdlib'te yeni bir operasyon başlamıştır. Darısı Afrin'in başınadır.

MHP, devletin ve hükümetin yanında sağlam, tavizsiz, milli çıkarlara uygun bir şekilde duracaktır. Aynı siperdeyiz, aynı cephedeyiz, aynı saftayız. Türkiye'nin tüm düşmanlarına karşı biriz, beraberiz, çok güçlüyüz.

Bu iradeyi kıramayacaklar, bu azmi bozamayacaklar, bu kaleyi aşamayacaklar. Şayet Barzani aklını başına almazsa bir gece orada görünmek, bağımsızlıkta ısrar ederse Misak-ı Milli'nin namusunu çiğnetmemek bizim boynumuzun borcudur.
KAYNAK: HÜRRİYET

21. yüzyıl, başlamadı; 21. yüzyılı İslâm başlatacak...




21. yüzyıl, başlamadı; 21. yüzyılı İslâm başlatacak...

Yusuf Kaplan

Yeni Şafak
Toplum olarak, geleceğimizden, hatta yarınımızdan bile emin değiliz.
Kaygılıyız. Geleceğe, biraz kuşku, biraz da korkuyla karışık bir öz/güvensizlikle bakıyoruz. Günü kurtarmakla meşgulüz. Art arda yaşadığımız “doğal” ve siyasi-kültürel şoklar, depremler, anormallikler, kendimize olan güvenimizi, geleceğe güvenle bakabilme melekelerimizi ve enstrümanlarımızı her geçen gün daha bir yok ediyor gibi.
Her ne suretle olursa olsun, her “kriz durumu”, beraberinde “yeni arayışlar”ı da getirir. Yaşanan krizlerin büyüklüğüyle orantılı olarak “uzun soluklu muhasebeler” yapmaya icbar eder herkesi.
Şu an işte böylesi bir “hesaplaşma”, geleceğe bakma, bir gelecek tasavvuru geliştirme noktasında duruyoruz.
Bugün 18 yıl önce yayımlanan bir yazımı sizlerle yeniden paylaşıyorum.
AYAĞIMIZI “BULUNDUĞUMUZ YER”E SAĞLAM BASMAK...
Geleceğe bakabilmemiz için, “sağlam bir yer”de duruyor; “ayak”larımızı, “bulunduğumuz yer”e sağlam basıyor olmamız gerekir. Ancak görünen o ki, biz, bulunduğumuz yerin ne/resi olduğunu bile tam olarak bilemiyoruz.
Tarihimiz, hafızamız, kültürümüz, anlam haritalarımız sürgit yok edilmeye, yok sayılmaya çalışıldığı için, nereye basabileceğimizi de, nereye doğru yürüyeceğimizi de, dolayısıyla yürüyüşümüzü engelleyebilecek “duvar”ları nasıl aşabileceğimiz de kestiremiyoruz.
Ama biz tarih yapmış, tarihe yön vermiş bir toplumuz. Bu, inkarı mümkün olmayan bir gerçek.
Bu gerçeği “göz önünde bulundurduğumuz” sürece, yaşadığımız sorunları anlamlandırabilmenin ve aşabilmenin; dolayısıyla geleceğimize yön ve şekil verebilmenin yollarını........Yazının Devamı İçin

7 Ekim 2017 Ekim 07, 2017

SON DAKİKA: Silvan'da kalleş saldırı: 2 şehit, 1 yaralı

Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde teröristlerce tuzaklanan el yapımı patlayıcının, devriye görevi yürüten güvenlik korucularının geçişi sırasında infilak etmesi sonucu 2 korucu şehit oldu, 1 korucu yaralandı.

Olay, Silvan ilçesi Bayrambaşı köyü Seydankara mezrasına yaklaşık 2 kilometre mesafedeki kırsal alanda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, teröristlerce tuzaklanan ve basma düzenekli olduğu değerlendirilen el yapımı patlayıcı, yürüyerek devriye görevi yürüten güvenlik korucularının geçişi sırasında infilak etti. Patlamada, İhsan Gür ve Cevat Bilgi adlı korucular şehit oldu, M.B. adlı korucu yaralandı. Şehit ve yaralı korucular Diyarbakır'a getirildi. Tedavi altına alınan yaralı korucu M.B.'nin durumunun ağır olduğu öğrenildi. 
Bölgede geniş kapsamlı operasyon başlatıldı. 
KAYNAK: İHA

5 Ekim 2017 Ekim 05, 2017

Gizli Dünya – Room (2016)





Merhaba sevgili sinema severler. Bu sefer dramatik bir film ile karşınızdayım. Filmin adı Gizli Dünya, orijinal adı ile Room. Sizin de bildiğiniz gibi sevgi her şeydir. Hele çocuk sevgisi bambaşkadır. Küçücük elleriyle hayata tutunan yavrunuzu her şeyden korumak her annenin öncelikli görevidir. Peki çocuğunuzun babası size tecavüz eden adamsa ? O zaman ne yaparsanız. İşte, başrolünü Brie Larson’un (Ma) ve Jacob Tremblay’in (Jack) oynadığı film bize bu durumu aktarıyor.

Film, Jack’in 5. doğum günü ile başlıyor. Jack, dünyayı sadece tavandaki pencereden ve televizyondan görerek ve annesinin ona anlattıkları kadarıyla bilen bir çocuk tek bildiği, ihtiyar nick, pazar ikramı. Ağaçlar gerçek ancak sincaplar değil. Duvarın arkasında hiç bir şey yok. Jack’in düşünceleri sadece bunlardan ibaretti. Ancak annesi artık ona gerçekleri anlatmaya karar verir ve Jack’i kandırarak, yıllardır ona tecavüz eden ihtiyar nick’ten ve kilitli kaldığı kulübeden kurtulmayı başarır. İyi seyirler…