MURAT YETKİN
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan daha bir hafta önce “Bir gece ansızın gelebiliriz” derken de, MHP lideri Devlet Bahçeli 5 bin ülkücü gönüllüyle sefere destek sözü verirken hedefte Irak’taki Kürt bağımsızlık oylaması ve Kerkük vardı. Bir hafta sonra, 6 Eylül’ü 7’ye bağlayan gece bir baktık İdlib operasyonu başladı. Bir baktık, Beşar Esad’a karşı kurulan Özgür Suriye Ordusu, Esad’ın şehrini El Kaide ve IŞİD’den kurtarmak için Türk ordusu desteğinde savaşıyor, Hem de Rus işbirliğiyle.

Neler mi oluyor? Kerkük derken İdlib nereden mi çıktı? Başka sorularınız da mı var? O halde buyurun, beraber bakalım.

Hatırlıyor musunuz? Dışişleri Bakanlığı bundan iki ay kadar önce, 30 Temmuz’da ABD Başkanı Donald Trump’ın IŞİD ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’e sert bir tepki vermişti.

Çünkü McGurk bir gün önce Washington’daki Orta Doğu Enstitüsünde Ankara’nın tüylerini diken diken eden şu sözleri sarf etmişti:

- “Türkiye’nin burnunun dibindeki İdlib El Kaidecilerin 11 Eylül saldırılarından bu yana en büyük yuvası haline gelmiştir. (…) Bunu Türklerle konuşacağız.”

McGurk’ün bu sözlerinin altında öncelikle 23 Temmuz’da (bizde Hatay ile Kilis arasına düşen Afrin bölgesindeki en önemli şehir olan İdlib’in El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir ül-Şam isimli terör örgütünün eline geçmiş olması yatıyordu. Türkiye Afrin’deki PKK varlığından tedirgin iken ve AK Parti’ye yakın medya kuruluşları her an Afrin’e askeri operasyon beklentisi yükseltirken, ABD ters köşeden El Kaide vuruşu yapmıştı.

McGurk’ün başka iddiaları da vardı. Sanki dünyanın silahını Suriye’ye sokup üstelik PKK’nın Suriye kolu YPG’nin de içinde olduğu gruplara teslim eden kendisi değilmiş gibi, on binlerce silahın Suriye’ye sokulmasına göz yummakla suçluyordu Türkiye’yi.

Dışişleri Bakanlığı Mc Gurk’ten derhal sözlerini geri alması, düzeltmesini istedi.

McGurk sözlerini düzeltmedi bu güne dek, ama Türkiye Idlib’teki El Kaide’ye karşı, son iki yıl içinde Suriye’deki ikinci askeri Yazının Devamı İçin